17 Ocak 2020 Cuma
BIRAKIN BÖYLE KALAYIM
Öncelikle biz, herhangi birşey için yarışmıyoruz. Sadece sen yarışıyorsun.
Merak ediliyor madem, neden böyle düşündüğümü aktarıp seni bu dertten kurtarayım ;
Mesela ne kadar usta olursan ol benim hemen arkamda olman ilk virajda beni geçme ihtamalinin olduğu anlamına gelmiyor. Senin vasıta saydıkların ne kadar ileri teknoloji olursa olsun önüme geçemezsin. Benim hemen arkamda olman sana sadece doğru yolda olduğunun garantisini verir. Herhangi bir hileyle önüme geçip yeni rotayı sen belirleyemezsin izin vermezler buna. Pembe takımlı ağabeylerim var benim, bu olayın perde arkasında. En işlek caddede senin lastiğini patlatır, yakıtını hortumlar hatta şahsını bile alıkoyarlar hemde senin isteğin doğrultusunda. Saygı duyarsın sadece.Bundan ötürü önüme geçmenin ihtimali bile yok çünkü onlar hayatlarından çok ama çok memnun ve onları mutlu eden de benim önden gidip onlara gidecekleri yeri, soyacakları bankayı, haraç alacakları esnafı, eğlenecekleri mekanı göstermemdir.Hiç bir sebebe, nedene güvenmez onlar, benim zevklerimden,tercihlerimden başka.
Beraber yapsak ya bu işi dediğim bir kaç arkadaşım vardı uzun boylular ve çelimsizlerdi gidip aralarından en garip giyinene hiç çekinmeden keşke ortak olsan bana dedim ve sonra neyin var ki sermaye sayabileceğimiz yaşanmış sonbahlarından başka diyerek en yağmursuz sonbaharın ilkinden büyük bir meblağ alacağı olduğuna ikna ettim onuda.
Değişmem için büyük fırsattı bu aslında ama malesef ki kandırıldı benim tarafımdan bir kez daha. Değişmemi istemiyolar artık ve onlarda eskisi gibi değiller. Uzun ve çelimsiz olanlar şuanda kısa ve şişmanlar
Başta tahmin ettiğim gibi ben değil onlar değişti.
Bir kez daha bırakın böyle kalayım...
28 Şubat 2019 Perşembe
DAR PANTOLUNLU MAFYA
Çağa ayak uyduracak vaktim mi var
benim?
Olsa bile yakışır mı hiç ?
O
yüzden çağı kendime yakınlaştırmak amacıyla üzerime yapıştırdığım bir tarz ama
pratikde hiçbir farkı yok ağabeylerimden.
Korkak ve gridir ses tonum ama
daha alafrangalı fiyakam var benim, ağabeylerimin ağabeylerinden.
Bize ters düşünlerle
kavga değil de sanki terletmek gibi bir şey bizim tartışmamız, gözdağı
vermekten ziyade gözlerini gönülde anımsatmak sadece, gönül gözünü bize diken
insanlarla ilişki kurmak diye isimlendirdiğimiz bir misyon zırvalığı diyoruz
arkadaşlarla aramızda. Bize ya şaşı bakarsın ya da bizden hoşlanmışsındır, yan
bakmak gibi bir lükse sahip değilsin yani. Ne zaman ki kimliğini kaybedersin o
zaman yan bakma lüksü hanene yaldızlı bir silahın kör kurşunuyla yazılır. Buda
senin iki farklı tercihin olur yan bakmak ya da misyonumuza rehber olarak aynı
raconu farklı testerelerle kesme isteği doğurmak. Bu işin zor tarafı sürekli
yadaları yad edersin, hep iki seçenek arasında zeybek oynar, seçmiş olduğunada
beşi bir yerde takarsın. Öyle düğünde taktıkların gibi değil bu takı merasimi,
senin büyük oğlan evlenirken geri beşi bir yerdeni bekleyemezsin. Yok ben
karşılıksız iş yapmam diyorsan illaki geri dönüşü olur fakat farklı bir maden
olan beşi bir tabancadan patlamış atom
numarası 82 ve atom kütlesi 207,19 olan mavi-gümüş rengi karışımı bir element (Pb)
yani kurşun olarak iade alırsın. Aslında birisi yeter beş tanesi de biraz şov
olur, senin bu atomun kütlesini beşle çarpmaya bile vaktin kalmaz diyeyim sen
içine çek ortadaki terso mevzuların gül kokusunu
Cidi bişey
anlatmışım gibi bana mesaj atın hadi, oha lan diyin, mafyamısın falan yazın.
Espiri olarak
algılayana taş atarım kesinlikle ciddiye alıyoruz bu yazıyı…
Diğer yazılardaki gibi…
1 Şubat 2019 Cuma
GANİMETİME BAK SEN
Ben
kazandım yine, bütün gücümü vermeden minimumum neyse o kadar mücadele etmem
gerektiğini düşünerek savaştım hemde…
Her zamanki
gibi sen kendi bedeninde aradın bütün oluşan sorunların nedenini, bende
grafiklerin rengine kapılıp oyun yazdım ve kaliteyi umursamadan 119 aydır başka
bedenlerin başka beyinlerine telaffuz ettirdim ve hala 3 canım var hiç ölmedim
daha. Bu canlar şuanda çalışma masamın en alt çekmecesinde. Çünkü gerek
duymuyorum gün içerisinde. Yanıma bile almadan gidiyorum bağrı yanık, Dengesiz,
kırmızı burunlu şarapçıların yanına…
Nerede yanlış yapıyorum?
Benim açığım ne?
Nasıl yakalaya bildin?
Sİzin çelme taktıklarınız daha da güçlü
kalkarken senin bacağın kırılıyor mesela. Bunu ben görebiliyorum sen
hissetmesen bile. Yere düşen ben olmama rağmen al sana sargı bezi dediğimde
güvenmiyorlar bana, almıyorlar sargı bezini. Acaba çok mu belli ediyorum
elimdeki bezde kanser hücresini, halbuki 41 saat gül suyunda bekletiyorum
bezlerimi.
Burada sorun bende değil çünkü beze
yeterince iyi görünümü sağlıyorum zaten demem o ki başkası o iyi ve güzel
görüntüyü es geçip kötülüğe erişebiliyor.
Asıl sorun,
başkalarının beyinlerinde olması gerektiğinden fazlası var ve bunu bir
yerlerden duyduk fakat buna inanmıyoruz. Tescillendi birçok kez, İzledik
televizyonlarda ya da gördük üniversitelerde ama bize fırsat verilmedi diyip
reddediyoruz yinede.
Nesil o kadar akıllı ki iyiyi kabul etmiyor kötünün
gizeminden ötürü.
Nesil o kadar aptal ki düzeni kabul etmiyor nefs-i muradından
ötürü.
10 Aralık 2018 Pazartesi
TAMAM O ZAMAN
Kalkıp gitmeni izleyeceğiz diye
geldik sen oturmuş, gidiyorum diyip de gitmeyenleri, eleştiriyorsun.
Kendine gel…
Tamam o zaman gidiyorum ben demeni
istemiyoruz aslında çünkü muhteşem eleştireler yapılıyor meclisinde ve en
güzelini çerçevelettim duruyor camekanın üzerinde, silik bir ışık da onun
üzerinde.
Biz gitmeni istemesek bile
hunharca eleştiriyoruz gitmeyişini, aynı senin gibi çünkü çeşit çok fazlayken
seçenek o kadar az ki nereye koşmamız gerektiğini bilmeden, sormadan en çok
düşenlerin yoluna asfalt döktürdük sanki sorun maddiymiş gibi.
Raf raf kitap yazmış kumarbaz da
var, okur-yazar olmayan seyyar karanfil satıcısıda. Eğitim aslında telaffuzu
doğru algısı yanlış bir inanış biçimi ve en güzeli sana ismini veren iki
bireyin fikirlerinin sembolüdür.
Üzeri örtülü bir eleştiridir bu isteyen örtüyü
kaldırıp gözlemleyebilir, isteyen alınabilir, yaralılar gocunabilir, devesi
olan büyüklerimizde gusülsüz divan tarikatının baş makamına tıpkı benim gibi
çerçeveletip asabilir hiç sorun etmem çünkü ben bunu yaparken kimse sorun
etmemişti sadece söz sahibi tapusunu gösterip dur demişti. Tamam o zaman
duruyorum demek istemiştim ama beğenmiştim onu ben tam o sırada nefis ve din
değişti.
Sen istediğini de istediğini yap beni
öldürmediğin sürece arzularım isteklerim hala arzularım ve isteklerimdir. Sadece tamam
o zaman diyerek değiştirmeyeceğim..
28 Kasım 2018 Çarşamba
KIRMIZI
Ne güzel güller açabiliyorken gurbetin
en yerli semtinde, solmuş bir kırmızıyla kavga içindeyim hem de kendi semtimde…
Gir içeri
üşüteceksin demeye korkuyorum, çünkü içerden çıkan en akıllı bireylerden
biriyim.
Büyümek kadar yorucu değil
içerisi ama yaşlılık kadar acı verici, içeride gülmek için plan yapan vekiller
var aynı zamanda gülenlerin kellesini isteyen bir hükümdarla yan yana yemek
yiyen cellatlar.
Kırmızı; kol saatleri,
yemek masası, sokak lambaları, canlı vasıtalar
Aslında yanlış
yada kötü olan kırmızı değil, kırmızının ağabeyleri.
Emin değilim ama bunlar
muhtemelen kırmızının değil de bizim ağabeylerimiz diye düşünüyorum ve
bunlardan korktuğumdan mıdır anlam veremeyeceğim tarzda çıkıp söyleyemiyorum içerideki
herhangi bir bireye, belli etmeye çalışıyorum ama kırmızı duydukları için
anlamıyorlar beni, tabi bende kırmızı konuşuyorum.
Kırmızıyı sevdiğim için mi yoksa kırmızıdan
korktuğu için sorusuna cevap vermeye kalkışacakken kırmızıyı sevmeye başladım,
Sonra ona bir şey olacak diye korkmaya sonra pembe yemek yemek için dışarıya
çıktım, kırmızılar biraz sinirlendi, kıskandı, tırnaklarımı söktü ve
kulaklarımı kırdı sadık olacağımı düşündü herhalde. Şimdi ondan korkmaya
başladım.
Velhasıl
soruya cevap verirken sekiz duygu değiştirdim ama yinede cevap verebildim.
Son iki
yıldır kırmızıdan daha kırmızı olduğumu düşünüyorum…
16 Ekim 2018 Salı
BİR KAÇ YORUM ALDIM
Defalarca
söylediğim gibi, sayfanın Başlığında belirttiğim gibi, Senin küçücük zekan
gibi…
Ben sana bilgi
vermeye çalışmıyorum, seni aydınlatmak eminim ki çok iğrenç bir çaba gerektirir
ben bir üniversite yada kreş değilim. Benim bir konuda uzmanlığım yok ve yazmış
olduğum hiçbir harften emin değilim. Sadece not alıyorum yada karalıyorum…
Yazdığım hiçbir yazıda kesin bir yargı yok. Bilgi vermeyi
amaçlayan yazılarımda yok ve büyük ihtimal ile senin yorum yaptığın sayfa benim
değil.
Sürrealist
bir yazıda bilgi verebilecek yeteneğimin olmadığından eminim ben, peki sen ne
kadar zekisinde olmayan bilginin hatta düşüncenin hatta ve hatta hayal gücünün
yanlış olduğunu kanıksıyorsun ve doğrusunu bana anlatmaya çalışırken esprili
tavırla yaklaşayım da yanlış anlamasın beni, çünkü niyetim kötü değil mantığına
sırnaşıyorsun? Eminim niyetin kötü değildir peki niyetin nedir?
Ben sana söyleyeyim
;
GEREK VARMI
başlığıyla yazdığım şeylere kırıldın yada BİR RAHATSIZLIK yazısındaki isyankar sensin. Belki senin de NEFSİN MİLYONER dir. ZAMANIM YOK dediğim için mi bana
sinirlisin. Ama bu HİÇBİR ŞEY
değiştirmez ki. Sanıyorum bütün insanların AYNI
SENİN GİBİ olması utanç verici bir durum ve EN GÜÇLÜ lerden birisi sen değilsin. Muhtemelen benim KARAKTER diye bildiğim senin yanlış
öğrendiğin bir şeydir. Haa tamam şimdi. SİRTAKİ
yi nasıl çalman gerektiğini söylediğim için bilgi olarak nitelendirdin sen bütün
bu yazıları ama orada senin nasıl, ne ile, neden çalmam
gerektiğinden değil, benim çaldığım sitilden bahsediyorum hem de bana ait olan karalama
defterimde.
Bu yazıyı da bir özür olarak kabul et
Dua et tartışmayı büyütüp kavga etmedik
Yorumun güzeldi umarım kendimi düzeltmişimdir …
13 Ağustos 2018 Pazartesi
NASIL OLACAK ?
Korku boğumu
kobalttan da serttir, hüdadan izinsiz zarar vermez kimseye, izinsiz eğilip
bükülmez hele de senin gibi bir inciye…
Koşmak ister canım ama sadece bacağın kırıkken.
Sevmek ister canım ama sadece sen yokken. Böyle bir mantık ile nasıl beraber
olacağız biz yan yana gelip nasıl fotoğraflar çekileceğiz, Nasıl olacak da sen
kahve içerken ben soda isteyeceğim garsondan. Her defasında minimum yarım saat
geç gelip sonra gönlünü alabilecek miyim bir daha. Akşamları 9:30’da yürüyüşe çıktığında
nasıl olacak da yanına geleyim mi? diye mesaj atacağım sana. Artık ilk derse
nasıl yetişeceğim ben, hala ilk derse yetiştiğim için gazoz ısmarlayacak mısın
bana...
Hadi beni hallederim bir şekilde sen ne yapacaksın, Kar yağdığında burnun
kızarıp gözlerin her zamankinden daha yeşil olacak mı mesela. Sevgili olduğumuz
için en yakın arkadaşının yanında bile çekinebilecek misin, kıpkırmızı olacak
mı yanakların. 24 ağustosu dinleyebilecek misin bir daha. Ben yine espri yapıp
sen hariç herkesi kahkahaya boğduğumda nasıl olacak da bana sinirli keskin bir
bakış atacaksın şimdi. Sen bana nasıl sinirleneceksin ki, aslında ben seni
nasıl sinirlendireceğimde sms den kavga edeceğiz bir daha. Uyumak istediğimde
nasıl olacak da izin vermeyeceksin. Hangi hakla derler mesela, Neyisin derler
hatta sen kimsin bile derler. Hiçbir şey diyemezsin…
Zaten büyüdük artık, işimiz gücümüz
var, hiç vaktimiz yok gazoz içmeye, mesajlaşmaya yada birbirimizi sevmeye.
Günde bir dokuz dakika kadar birbirimizi hatırlasak yeter, artar bile. Çünkü
kalbim kurudu benim. Kan akmıyor artık en son senin kullandığın gibi duruyor
pıhtı oldu orası.
Neyse dokuz
dakika doldu…
Görüşürüz
yarın,
24 Temmuz 2018 Salı
20 YAŞINDAYIM
Abim olacak kadar renkli değilsin yada kardeşim olacak kadar karanlık.
Belki dengim olacak kadar karmaşıksın. Fıtratında sanılan kadar basit değiliz
çünkü mesaiye kalıp her günümde sizden daha fazla düşünüyorum, düşünülmesi güç
vukaatlerin en oryantalini. Yanlış yaptığımı düşünenler bence bu yaptığımı
hiçbir zaman yapmamış yada yapmayacak insanlar. alkol gibi bir şey bu, içmeden
çaktıramazsın müptezelliğini. Neden yaşadığını, seni buna neyin zorladığı, en
önemli kavramını, saatin kaç olduğunu yada senin saatinin kaç olduğunu sorgula
arada sırada. Karşına çıkan seçeneklere bak. bozulan moraline zaman ayır. Niye
bozuldu mesela. Çözüm ara bulamasan bile çabaladım en azında de, ki zaten
başkalarının sorunlarını değil de gerçekten kendi pisliğini sorgularsan
kesinlikle temizlik bağımlısı olacaksın. Bazen 20 yaşın verdiği dengesizlikle
düşüncelerimi saptırıp ister istemez pisliklerimi sorgularken benim bir pislik
olmamda düşüncelerimin hala oturmamış olduğunu gösteriyor diye umut ediyorum
yoksa düşünen bir varlık neden düşüncesiz davranıp insanları mağdur edecek
kadar mahcubiyete sadık kalabilir ki?
Mesela, yeterince güzel vakit geçiremiyorum çünkü bunun için vaktim yok,
vakit ayıracak olsam bunun için nakitim yok, vaktimi bozdurup nakit yapmalıyım,
e bunu yaparsan vaktimi iyi değerlendiremiyorum, yani yeterli nakit için
vaktim, yeterli vakit içinde nakitim yok. Bu cümleyi 20 yaşında yeni bir
bireyden, birçok şey için daha yeni söz sahibi olmuş bir kişiden duyabilirsin
40 yaşında bir holding amirinden değil. düşünmek. yazmak. çizmek para etmiyor vaktini verirsen parasını alırsın. düşünmek suç değil fakat icraatı büyük bir suç. Çünkü düşünme esnasında bir sınırımız
yok, dur diyen yok hani, her ne kadar özgürsek de bir o kadar görgüsüzüz. Büyük
adamlar küçüklük fotoğraflarını azcık ucundan gösterseler bize, emin olun biz
kokusuyla bile açlığımızı gideririz. Yalnız bir düşünmeye başlarsak, başka bir
gezegende, daha marjinal bir isimle, büyük adamların dünyasını çiftlik yapar
etinin, sütünün ticaretine başlarız. Çünkü benim dengim sizden daha görgüsüz.
Bilincinin farkında değil ve böyle bir sorgulayıcı güce sahipken hayal gücü
tıfıl sıska veya hareket edemeyecek kadar şişman. İkisinin de pozitifini aynı
kareye sığdıranların isimlerini bilmiyoruz zaten, çünkü aynadaki görüntüleri
legal değil.
Büyük ihtimalle 20 yaşında olmak 40 yaşında olmaktan daha
kolay değil fakat daha zevkli…
Ve kafamızın içini yönlendirip hareket ettiremezsin çünkü
kafamız sizinkinden daha kalın ve daha keskin...
28 Haziran 2018 Perşembe
NARARARAR
Birçok şeyi hatırlamıyorum ben, biliyorsun
ki nararararara. Bu şehri benle
bağdaştıracak kadar ne yaşadık ki?
İnşallah bundan
sonraki hayatında kendini kendi iradenle ilgili yerlere yönlendirirsin. Üniversite
için belki istenilen yerde olursun herhangi birinin hatasından dolayı kendini
cezalandırman da senin yapmış olduğun bir hata değil mi? Bu hatayı ikinci kez yapmayacak kadar
zekisin sen…
BURADAN
KONUŞULACAK ŞEYLER DEĞİL BUNLAR BAŞKA BİR MECRADAN TARTIŞALIM ÇÜNKÜ YETERİNCE
AÇIK KONUŞAMIYORUM BEN, NE SEN BENİ ANLIYORSUN NE DE BEN SENİ…
23 Haziran 2018 Cumartesi
HİÇ KİMSE İYİ DEĞİLDİR
Sen beni çok yanlış anlamışsın…
Ben, kimse iyi değildir demiştim zaten
ve çok da önemli bir şey olmadığını savunuyorum. Kötüysen sen kötüsün iyiysen
sen iyisin.
Vicdanım ile
dedikodu yaparken böyle bir kanıyı yeşillendirdi tecrübelerim. Şimdi gelip
birisi su vermememi söylese sence solacak mı yeşillerim? Yada boy atıp
balkonuna kadar uzayacak mı?
Hiçbir şey
olmayacak, benim tarafımdan uygulanmayacak yani. Çünkü bunları söyleyen ziraat
mühendisi, çiftçi veya peyzaj mimarı değil bundan dolayı da aynı şekilde aynı
aralıklarla sulamaya devam edeceğim. Eğer ki bu konuda bir uzmanlıkları olsaydı
bunu bana söylemezlerdi ki benden para almamışlarsa.
Ben seni ne
diye üzebilirim ne yaptım mesela? nasıl yaptım? neden yapayım? bir sor kendine,
ben yanıt alamadım kendimden. Ne olup bittiyse bu benim değil senin
kararlarınla belirlendi istersen dön bir bak geçmişe yada boş ver geleceği
değişimin hakkında bilgilendir. Artık geçmiş oldu, bu saatten sonra senin adına
gelecek olanlar israf olmasın.
Demişsin ki
’’herkes gülerken ben mutluymuş gibi davranmak zorunda kaldım’’ Peki neden?
Mutlu değilsen mutlu değilmiş gibi davranmalısın bunu birilerinden saklamana
gerek yok çünkü başkaları için hiçbir anlam ifade etmiyor.
Birde senin
olan hiçbir şeyden nefret etme kendini sev, sev ki bende seveyim, o da sevsin,
bu da sevsin. İmrendiğin cafedeki insanların güzel hayatı da şans değil
tecrübe. Tahmin ediyorum ileride iyi olmadığının farkına varıp o yalnız masada
değil de imrendiğin masada olacaksın.
Kötü insanlar
kendini daha çok severler…
9 Haziran 2018 Cumartesi
SÖYLEYECEK BİRŞEYİM VAR
Şimdi ne demeliyim ki.
Kimsenin duygularını merak etmiyorum desem sen
üzüleceksin, çok güzelsin ve bende seni desem yalan söylemiş olacağım.
Tamam güzelsin ama çok da önemli değil bu.
Zekisin ve inan buda önemli değil. Önemli olan benim. Egoist miyim? Olabilir
evet. Öyle algılanabilir yada gerçekten öyleyim.
Demiştim ya çok iyisin diye. Maalesef ki hiç kimse iyi
değil. Bunu yeni öğrendim, senden sonra öğrettiler, mecbur bir bilgi diye
soktular beynime. İşime yaramayacağını düşünerek öğrendiğim bu bilgi gerçekten
çok önemliymiş, sende öğren bunu. Derdim tasam da yok beni merak etme üzülürüm.
Ev falan hayal edilmiş hobi odalı balkonlu bilmemneli, kentsel dönüşüm
zımbırtısıyla daha da güzelleşecekmiş oralar. Dönüşüm olayı baya trajikomik bir
olay, her ne kadar acıklıda olsa sonunda herkesi güldürüyor. Evimiz yıkılsa da
karşılığında başka bir ev için sana belli bir meblağ ödeniyor. Herkes mutlu e
sende mutlusun başka ne isterim ki…
Aslında aşık olmak da değil bizimkisi,
vaktimizi iyi değerlendirmek gibi bir şey. Saçma sapan duygularımı son kez
kullanacağım ben. Artık oda hayırlısına.
Geç cevap vermenle sana sinirlenip seni engellemem aynı şey
bence.
Saygı duyuyorum tabi sana yanlış anlamana karşı çıkarım her
vakit, takdir edersin ki olaylar çok mu çok garip. En fazla bunları diyebilirim
sana daha fazlasına hem benim gönlüm razı olmaz hem de sen hak etmezsin.
Cevabın varsa bekliyorum yoksa da sen yaz bir şeyler ben okumaya devam edeceğim
tanıdığım birinin yazıları,Özelden yazışsaydık daha da net anlaşırdık eminim
bundan
görüşürüz …
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Nefret Ediyorum
Hangi zerren ne eyliyor ise eylesin, masumiyeti alt edip selvi boyuma zarar vermeden Sende galiba büyüdün parantezlerin içine çilek ç...
-
Ayda iki kere sizi bir yerlerden bulup akıl veren arkadaşlarınız var mı? Olmama ihtimaline karşı bir çuval para verebilirim... ...
-
Hangi zerren ne eyliyor ise eylesin, masumiyeti alt edip selvi boyuma zarar vermeden Sende galiba büyüdün parantezlerin içine çilek ç...