5 Aralık 2022 Pazartesi

MAVİ BOĞUM

                                                   


    Karşıdan karşıya geçmeye çalışan ihtiyar bir çift kadar tatlıyken fikirlerim, sen irice s.u.v bir aracın içinde siyah camların arkasında kornaya asılmışsın  ne yapayım ?
Fikirlerim nasıl güçlensin içimdeki korku tarif edilemezken. Benim harekete geçtiğim her dakika kafamda trafik kazası canlanacak ise ne anlamı var ihtiyatlı fikirlerin, çetrefilli gülüşlerin, harikulade giysilerin ve en önemlisi erken uyanılmış güneşli günlerin.
    Boğulmak üzereyken çırpınışların çok komik geldi önce sonra fark ettim de böyle daha farkındasın her şeyin. Ölümle sarmaş dolaş iken daha inandırıcıymış gibi çırpınışların, normalde hiç de ilgi çekici değil zaten yeterince ihtiyaç duymuyorsan hiç bir oyunculuk üstüne çıkamaz gerçek olan naçizane yaşantımızın. Burası çok mu karanlık diye sormayı kes artık karanlıksa karanlık daraldıysak daraldık sensin bunların tamamıyla sorumlusu. Susacaksın seni dinlemeyenlerin yanında, konuşman için sana ödeme yapılana kadar. Maalesef ki ücret talep etmeden konuşmak zorundasın dizinin dibinde oturan ihtiyar zihinlerin karşısında.

    Bu aralar en çok üzüldüğüm noktadır beni yenebilme ihtimalinin olması, böyle bir şeyi varsayıyor olabilmemiz. Sorun her hangi bir iddianın %50 ihtimalinin olması aslında. Gol olur %50 olmaz %50 bu sistem tamamen yanlış, 17.8 metrekarelik kale ve kaleyi bekleyen ortalama 1.92 metrekarelik bir insan ve dolayısıyla %81.62 olur %18.36 oranla da olmaz kardeşim.

Daha gerçekçi olursak insanlar inanmak isterler, küsuratlar ile konuşursak insanlar inanmak zorunda kalırlar. Teorimin doğru olup olmadığını hiç araştırmadım ama kesinlikle inanıyorum çünkü matematik var kendi mantığım kabul etmiş e küsuratta var. Asıl olan şu ki benim bu teoriyi aktardığım bireysen ve mantığına sığıyorsa sıkıntı vardır. Ne matematikçiyim  ne araştırma görevlisi. Kimse kusura bakmasın ama sadece iyi bir pazarlamacıyım tartışma sebebi önemli değil konu önemsiz haklı haksız kesinlikle aramıyorum.

Haklıda benim doğruda en doğru fikirde benim en doğru yolda,

eminim bundan ama senden rica ediyorum 

nerden bildiğimi başkalarına sorma...
  

16 Nisan 2020 Perşembe

BOHEMYAM

       Kağıt üzerinde bi savaş planım var ve hayata geçirebilmek için onlarca rütbe gerekli.
Bunlardan sadece 6 tanesine sahibim ben, şuan da omuz başlarımda celenk kadar sade ve benekli.

       Saatin kaç oduğunu bilmiyorum genelde, fakat sorun değil bunlar çünkü;

 Varsaydığından çok da uzak olmuyorlar
 Sen bazen tökezlesen bile onlar durmuyorlar

Oldum olası soluklanacak olana yol sormuyorlar

Yalanda olsa tam 12 ye 10 kala lord diyorlar

Çarpışırlar karanlıkda koca kafalı saf piyonlar

Jargonu trend saydırıp, trajik olana tüfek veriyo şampiyonlar

Napıyon lan...

      Ne bileyim bilmiyorum ne yaptığımı herkes gibiyim bende. Birisi çıkıp açıklasın hadi amacını yada ne yapılması gerektiğini.
Hiç kimse kendinden emin değil aynı zaman da kendiniz de hiç kimseden emin değilsiniz. Rashomon'un da dediği gibi sizler birer delisiniz...
      Mağdur olduğunuzu kanıtlayamam ama gerçekden birer hasta olduğunuzu deliller ile belgelendirecek kadar mesai yaptım ve zulamı patlatırsanız bazı meseleleri gün ışığında, sepya tonu turkuaza çaldırarak ayrıştırırsınız.
      Muhtemelen zevklerine uymayacak renkleri kullandım son eserimde ama artık akıl vermeyi bıraksan ya kardeşim.
İstediğim sorudan başlasam ve bilmediklerimi cevaplasam sadece. Senin hayatına engel mi olacak bu sana zarar mı verecek.


Tam olarak 276 aydır net değilsiniz
Tam olarak 1288 haftadır değişmediniz
Ve bunun için
Tam olarak 8395 gündür çalışıyorum.

18 Ocak 2020 Cumartesi

ÇOOK ÖNCEYDİ

        Sevdiklerimin yüzüne sevdiğimden emin olduğum kadar gülümseyebiliyorum ve fazlasına sırıtmak deniliyor, diye biliyorum...

Tertemiz bir kalbi aldım önce içine sarı bir kazak, no.70 amazonian likid ruj, yeşil/mavi taşlı kolye, french oje ve birazda bana bakan yeşillerini koydum sonra iki elimle birleştirdim uçlarını ve uzun bir çuvaldız yardımıyla diktim kenarlarını. Eskisinden çok daha iyi çalıştı bir süre. Üstünden günler,aylar ve hatta yıllar geçtikçe kan topladı orası, kenarlarından dikişleri patladı, sonra kanamaya...

Haftada 6 kere kan sızdırıyor şimdi, eski yaraların onarıldığı yerden. Sıfır ustalık vardır muhtemelen. Gazete kağıdı basıyorum yere damlamasın diye ama gazetenin 3. sayfalarına doğru hafifliyor ağrılarım.

Hikmetine sual mı olacağız dedirtecek kadar ilahi bir olaydır bence bu, yada değildir, aksine sıradan ve çok basit bir mevzudur. Belki de araştırsam, konuya hakim olup kurşun geçirmez kanaviçe motif işlemeli şallarından satmak isterim pazarda, salı ve perşembe günleri.

Son 6 aydır barut kokusu çekiyorum ben, burnumu sızlatıp beynime ulaşana kadar. Patlayıcılar ürettim burdan senin balkonuna kadar.

İçim çok rahat yemin ediyorum çok mutluyum çünkü eminim ki, benim benimsediğim kadar kimse sahibi olmayacak senin bulunduğun yerlerin ve bazı şeyleri özlediğin için gözlerinden akanlar ile buruşturduğun mendillerin.

Mutluluğumun bir diğer sebebide bu tür olaylar çook önceydi.

%24.1 oranla senin hatırlamayacağın kadar önceydi...

17 Ocak 2020 Cuma

BIRAKIN BÖYLE KALAYIM



     Öncelikle biz, herhangi birşey için yarışmıyoruz. Sadece sen yarışıyorsun.

     Merak ediliyor madem, neden böyle düşündüğümü aktarıp seni bu dertten kurtarayım ;
        Mesela ne kadar usta olursan ol benim hemen arkamda olman ilk virajda beni geçme ihtamalinin olduğu anlamına gelmiyor. Senin vasıta saydıkların ne kadar ileri teknoloji olursa olsun önüme geçemezsin. Benim hemen arkamda olman sana sadece doğru yolda olduğunun garantisini verir. Herhangi bir hileyle önüme geçip yeni rotayı sen belirleyemezsin izin vermezler buna. Pembe takımlı ağabeylerim var benim, bu olayın perde arkasında. En işlek caddede senin lastiğini patlatır, yakıtını hortumlar hatta şahsını bile alıkoyarlar hemde senin isteğin doğrultusunda. Saygı duyarsın sadece.Bundan ötürü önüme geçmenin ihtimali bile yok çünkü onlar hayatlarından çok ama çok memnun ve onları mutlu eden de benim önden gidip onlara gidecekleri yeri, soyacakları bankayı, haraç alacakları esnafı, eğlenecekleri mekanı göstermemdir.Hiç bir sebebe, nedene güvenmez onlar, benim zevklerimden,tercihlerimden başka.

        Beraber yapsak ya bu işi dediğim bir kaç arkadaşım vardı uzun boylular ve çelimsizlerdi gidip aralarından en garip giyinene hiç çekinmeden keşke ortak olsan bana dedim ve sonra neyin var ki sermaye sayabileceğimiz yaşanmış sonbahlarından başka diyerek en yağmursuz sonbaharın ilkinden büyük bir meblağ alacağı olduğuna ikna ettim onuda.

      Değişmem için büyük fırsattı bu aslında ama malesef ki kandırıldı benim tarafımdan bir kez daha. Değişmemi istemiyolar artık ve onlarda eskisi gibi değiller. Uzun ve çelimsiz olanlar şuanda kısa ve şişmanlar

Başta tahmin ettiğim gibi ben değil onlar değişti.

Bir kez daha bırakın böyle kalayım...

28 Şubat 2019 Perşembe

DAR PANTOLUNLU MAFYA



         Çağa ayak uyduracak vaktim mi var benim? 
        
         Olsa bile yakışır mı hiç ?
 
           

                   O yüzden çağı kendime yakınlaştırmak amacıyla üzerime yapıştırdığım bir tarz ama pratikde hiçbir farkı yok ağabeylerimden.
                   Korkak ve gridir ses tonum ama daha alafrangalı fiyakam var benim, ağabeylerimin ağabeylerinden.





                     Bize ters düşünlerle kavga değil de sanki terletmek gibi bir şey bizim tartışmamız, gözdağı vermekten ziyade gözlerini gönülde anımsatmak sadece, gönül gözünü bize diken insanlarla ilişki kurmak diye isimlendirdiğimiz bir misyon zırvalığı diyoruz arkadaşlarla aramızda. Bize ya şaşı bakarsın ya da bizden hoşlanmışsındır, yan bakmak gibi bir lükse sahip değilsin yani. Ne zaman ki kimliğini kaybedersin o zaman yan bakma lüksü hanene yaldızlı bir silahın kör kurşunuyla yazılır. Buda senin iki farklı tercihin olur yan bakmak ya da misyonumuza rehber olarak aynı raconu farklı testerelerle kesme isteği doğurmak. Bu işin zor tarafı sürekli yadaları yad edersin, hep iki seçenek arasında zeybek oynar, seçmiş olduğunada beşi bir yerde takarsın. Öyle düğünde taktıkların gibi değil bu takı merasimi, senin büyük oğlan evlenirken geri beşi bir yerdeni bekleyemezsin. Yok ben karşılıksız iş yapmam diyorsan illaki geri dönüşü olur fakat farklı bir maden olan beşi bir tabancadan patlamış atom numarası 82 ve atom kütlesi 207,19 olan mavi-gümüş rengi karışımı bir element (Pb) yani kurşun olarak iade alırsın. Aslında birisi yeter beş tanesi de biraz şov olur, senin bu atomun kütlesini beşle çarpmaya bile vaktin kalmaz diyeyim sen içine çek ortadaki terso mevzuların gül kokusunu





              Cidi bişey anlatmışım gibi bana mesaj atın hadi, oha lan diyin, mafyamısın falan yazın. 
              
              Espiri olarak algılayana taş atarım kesinlikle ciddiye alıyoruz bu yazıyı…
            


               Diğer yazılardaki gibi…

1 Şubat 2019 Cuma

GANİMETİME BAK SEN


              Ben kazandım yine, bütün gücümü vermeden minimumum neyse o kadar mücadele etmem gerektiğini düşünerek savaştım hemde…
   
          Her zamanki gibi sen kendi bedeninde aradın bütün oluşan sorunların nedenini, bende grafiklerin rengine kapılıp oyun yazdım ve kaliteyi umursamadan 119 aydır başka bedenlerin başka beyinlerine telaffuz ettirdim ve hala 3 canım var hiç ölmedim daha. Bu canlar şuanda çalışma masamın en alt çekmecesinde. Çünkü gerek duymuyorum gün içerisinde. Yanıma bile almadan gidiyorum bağrı yanık, Dengesiz, kırmızı burunlu şarapçıların yanına…


Nerede yanlış yapıyorum? 
Benim açığım ne?
Nasıl yakalaya bildin?
     

         Sİzin çelme taktıklarınız daha da güçlü kalkarken senin bacağın kırılıyor mesela. Bunu ben görebiliyorum sen hissetmesen bile. Yere düşen ben olmama rağmen al sana sargı bezi dediğimde güvenmiyorlar bana, almıyorlar sargı bezini. Acaba çok mu belli ediyorum elimdeki bezde kanser hücresini, halbuki 41 saat gül suyunda bekletiyorum bezlerimi.
     

         Burada sorun bende değil çünkü beze yeterince iyi görünümü sağlıyorum zaten demem o ki başkası o iyi ve güzel görüntüyü es geçip kötülüğe erişebiliyor.
       

          Asıl sorun, başkalarının beyinlerinde olması gerektiğinden fazlası var ve bunu bir yerlerden duyduk fakat buna inanmıyoruz. Tescillendi birçok kez, İzledik televizyonlarda ya da gördük üniversitelerde ama bize fırsat verilmedi diyip reddediyoruz yinede.


Nesil o kadar akıllı ki iyiyi kabul etmiyor kötünün gizeminden ötürü.
Nesil o kadar aptal ki düzeni kabul etmiyor nefs-i muradından ötürü.



10 Aralık 2018 Pazartesi

TAMAM O ZAMAN


                  Kalkıp gitmeni izleyeceğiz diye geldik sen oturmuş, gidiyorum diyip de gitmeyenleri, eleştiriyorsun.
  Kendine gel…
          
         Tamam o zaman gidiyorum ben demeni istemiyoruz aslında çünkü muhteşem eleştireler yapılıyor meclisinde ve en güzelini çerçevelettim duruyor camekanın üzerinde, silik bir ışık da onun üzerinde.
          
         Biz gitmeni istemesek bile hunharca eleştiriyoruz gitmeyişini, aynı senin gibi çünkü çeşit çok fazlayken seçenek o kadar az ki nereye koşmamız gerektiğini bilmeden, sormadan en çok düşenlerin yoluna asfalt döktürdük sanki sorun maddiymiş gibi.
       
        Raf raf kitap yazmış kumarbaz da var, okur-yazar olmayan seyyar karanfil satıcısıda. Eğitim aslında telaffuzu doğru algısı yanlış bir inanış biçimi ve en güzeli sana ismini veren iki bireyin fikirlerinin sembolüdür.
     
         Üzeri örtülü bir eleştiridir bu isteyen örtüyü kaldırıp gözlemleyebilir, isteyen alınabilir, yaralılar gocunabilir, devesi olan büyüklerimizde gusülsüz divan tarikatının baş makamına tıpkı benim gibi çerçeveletip asabilir hiç sorun etmem çünkü ben bunu yaparken kimse sorun etmemişti sadece söz sahibi tapusunu gösterip dur demişti. Tamam o zaman duruyorum demek istemiştim ama beğenmiştim onu ben tam o sırada nefis ve din değişti.
    
        Sen istediğini de istediğini yap beni öldürmediğin sürece arzularım isteklerim hala arzularım ve isteklerimdir. Sadece tamam o zaman diyerek değiştirmeyeceğim..





28 Kasım 2018 Çarşamba

KIRMIZI


          Ne güzel güller açabiliyorken gurbetin en yerli semtinde, solmuş bir kırmızıyla kavga içindeyim hem de kendi semtimde…

Gir içeri üşüteceksin demeye korkuyorum, çünkü içerden çıkan en akıllı bireylerden biriyim.
          
         Büyümek kadar yorucu değil içerisi ama yaşlılık kadar acı verici, içeride gülmek için plan yapan vekiller var aynı zamanda gülenlerin kellesini isteyen bir hükümdarla yan yana yemek yiyen cellatlar.

Kırmızı;  kol saatleri,  yemek masası, sokak lambaları, canlı vasıtalar
Aslında yanlış yada kötü olan kırmızı değil, kırmızının ağabeyleri.
           
        Emin değilim ama bunlar muhtemelen kırmızının değil de bizim ağabeylerimiz diye düşünüyorum ve bunlardan korktuğumdan mıdır anlam veremeyeceğim tarzda çıkıp söyleyemiyorum içerideki herhangi bir bireye, belli etmeye çalışıyorum ama kırmızı duydukları için anlamıyorlar beni, tabi bende kırmızı konuşuyorum.
     
          Kırmızıyı sevdiğim için mi yoksa kırmızıdan korktuğu için sorusuna cevap vermeye kalkışacakken kırmızıyı sevmeye başladım, Sonra ona bir şey olacak diye korkmaya sonra pembe yemek yemek için dışarıya çıktım, kırmızılar biraz sinirlendi, kıskandı, tırnaklarımı söktü ve kulaklarımı kırdı sadık olacağımı düşündü herhalde. Şimdi ondan korkmaya başladım.

Velhasıl soruya cevap verirken sekiz duygu değiştirdim ama yinede cevap verebildim.

Son iki yıldır kırmızıdan daha kırmızı olduğumu düşünüyorum…




16 Ekim 2018 Salı

BİR KAÇ YORUM ALDIM


             Defalarca söylediğim gibi, sayfanın Başlığında belirttiğim gibi, Senin küçücük zekan gibi…
     Ben sana bilgi vermeye çalışmıyorum, seni aydınlatmak eminim ki çok iğrenç bir çaba gerektirir ben bir üniversite yada kreş değilim. Benim bir konuda uzmanlığım yok ve yazmış olduğum hiçbir harften emin değilim. Sadece not alıyorum yada karalıyorum…
Yazdığım hiçbir yazıda kesin bir yargı yok. Bilgi vermeyi amaçlayan yazılarımda yok ve büyük ihtimal ile senin yorum yaptığın sayfa benim değil.
           Sürrealist bir yazıda bilgi verebilecek yeteneğimin olmadığından eminim ben, peki sen ne kadar zekisinde olmayan bilginin hatta düşüncenin hatta ve hatta hayal gücünün yanlış olduğunu kanıksıyorsun ve doğrusunu bana anlatmaya çalışırken esprili tavırla yaklaşayım da yanlış anlamasın beni, çünkü niyetim kötü değil mantığına sırnaşıyorsun? Eminim niyetin kötü değildir peki niyetin nedir?
 Ben sana söyleyeyim ;  
GEREK VARMI başlığıyla yazdığım şeylere kırıldın yada BİR RAHATSIZLIK yazısındaki isyankar sensin. Belki senin de NEFSİN MİLYONER dir. ZAMANIM YOK dediğim için mi bana sinirlisin. Ama bu HİÇBİR ŞEY değiştirmez ki. Sanıyorum bütün insanların AYNI SENİN GİBİ olması utanç verici bir durum ve EN GÜÇLÜ lerden birisi sen değilsin. Muhtemelen benim KARAKTER diye bildiğim senin yanlış öğrendiğin bir şeydir. Haa tamam şimdi. SİRTAKİ yi nasıl çalman gerektiğini söylediğim için bilgi olarak nitelendirdin sen bütün bu yazıları ama orada senin nasıl, ne ile, neden çalmam gerektiğinden değil, benim çaldığım sitilden bahsediyorum hem de bana ait olan karalama defterimde.
Bu yazıyı da bir özür olarak kabul et
Dua et tartışmayı büyütüp kavga etmedik
Yorumun güzeldi umarım kendimi düzeltmişimdir …

13 Ağustos 2018 Pazartesi

NASIL OLACAK ?





         Korku boğumu kobalttan da serttir, hüdadan izinsiz zarar vermez kimseye, izinsiz eğilip bükülmez hele de senin gibi bir inciye… 

         Koşmak ister canım ama sadece bacağın kırıkken. Sevmek ister canım ama sadece sen yokken. Böyle bir mantık ile nasıl beraber olacağız biz yan yana gelip nasıl fotoğraflar çekileceğiz, Nasıl olacak da sen kahve içerken ben soda isteyeceğim garsondan. Her defasında minimum yarım saat geç gelip sonra gönlünü alabilecek miyim bir daha. Akşamları 9:30’da yürüyüşe çıktığında nasıl olacak da yanına geleyim mi? diye mesaj atacağım sana. Artık ilk derse nasıl yetişeceğim ben, hala ilk derse yetiştiğim için gazoz ısmarlayacak mısın bana...
        Hadi beni hallederim bir şekilde sen ne yapacaksın, Kar yağdığında burnun kızarıp gözlerin her zamankinden daha yeşil olacak mı mesela. Sevgili olduğumuz için en yakın arkadaşının yanında bile çekinebilecek misin, kıpkırmızı olacak mı yanakların. 24 ağustosu dinleyebilecek misin bir daha. Ben yine espri yapıp sen hariç herkesi kahkahaya boğduğumda nasıl olacak da bana sinirli keskin bir bakış atacaksın şimdi. Sen bana nasıl sinirleneceksin ki, aslında ben seni nasıl sinirlendireceğimde sms den kavga edeceğiz bir daha. Uyumak istediğimde nasıl olacak da izin vermeyeceksin. Hangi hakla derler mesela, Neyisin derler hatta sen kimsin bile derler. Hiçbir şey diyemezsin…
    
        Zaten büyüdük artık, işimiz gücümüz var, hiç vaktimiz yok gazoz içmeye, mesajlaşmaya yada birbirimizi sevmeye. Günde bir dokuz dakika kadar birbirimizi hatırlasak yeter, artar bile. Çünkü kalbim kurudu benim. Kan akmıyor artık en son senin kullandığın gibi duruyor pıhtı oldu orası.

Neyse dokuz dakika doldu…

Görüşürüz yarın,

24 Temmuz 2018 Salı

20 YAŞINDAYIM


                          Abim olacak kadar renkli değilsin yada kardeşim olacak kadar karanlık. Belki dengim olacak kadar karmaşıksın. Fıtratında sanılan kadar basit değiliz çünkü mesaiye kalıp her günümde sizden daha fazla düşünüyorum, düşünülmesi güç vukaatlerin en oryantalini. Yanlış yaptığımı düşünenler bence bu yaptığımı hiçbir zaman yapmamış yada yapmayacak insanlar. alkol gibi bir şey bu, içmeden çaktıramazsın müptezelliğini. Neden yaşadığını, seni buna neyin zorladığı, en önemli kavramını, saatin kaç olduğunu yada senin saatinin kaç olduğunu sorgula arada sırada. Karşına çıkan seçeneklere bak. bozulan moraline zaman ayır. Niye bozuldu mesela. Çözüm ara bulamasan bile çabaladım en azında de, ki zaten başkalarının sorunlarını değil de gerçekten kendi pisliğini sorgularsan kesinlikle temizlik bağımlısı olacaksın. Bazen 20 yaşın verdiği dengesizlikle düşüncelerimi saptırıp ister istemez pisliklerimi sorgularken benim bir pislik olmamda düşüncelerimin hala oturmamış olduğunu gösteriyor diye umut ediyorum yoksa düşünen bir varlık neden düşüncesiz davranıp insanları mağdur edecek kadar mahcubiyete sadık kalabilir ki?
                  Mesela, yeterince güzel vakit geçiremiyorum çünkü bunun için vaktim yok, vakit ayıracak olsam bunun için nakitim yok, vaktimi bozdurup nakit yapmalıyım, e bunu yaparsan vaktimi iyi değerlendiremiyorum, yani yeterli nakit için vaktim, yeterli vakit içinde nakitim yok. Bu cümleyi 20 yaşında yeni bir bireyden, birçok şey için daha yeni söz sahibi olmuş bir kişiden duyabilirsin 40 yaşında bir holding amirinden değil. düşünmek. yazmak. çizmek para etmiyor vaktini verirsen parasını alırsın. düşünmek suç değil fakat icraatı büyük bir suç. Çünkü düşünme esnasında bir sınırımız yok, dur diyen yok hani, her ne kadar özgürsek de bir o kadar görgüsüzüz. Büyük adamlar küçüklük fotoğraflarını azcık ucundan gösterseler bize, emin olun biz kokusuyla bile açlığımızı gideririz. Yalnız bir düşünmeye başlarsak, başka bir gezegende, daha marjinal bir isimle, büyük adamların dünyasını çiftlik yapar etinin, sütünün ticaretine başlarız. Çünkü benim dengim sizden daha görgüsüz. Bilincinin farkında değil ve böyle bir sorgulayıcı güce sahipken hayal gücü tıfıl sıska veya hareket edemeyecek kadar şişman. İkisinin de pozitifini aynı kareye sığdıranların isimlerini bilmiyoruz zaten, çünkü aynadaki görüntüleri legal değil.
                Büyük ihtimalle 20 yaşında olmak 40 yaşında olmaktan daha kolay değil fakat daha zevkli…
               Ve kafamızın içini yönlendirip hareket ettiremezsin çünkü kafamız sizinkinden daha kalın ve daha keskin...



Nefret Ediyorum

       Hangi zerren ne eyliyor ise eylesin, masumiyeti alt edip selvi boyuma zarar vermeden Sende galiba büyüdün parantezlerin içine çilek ç...