Nasıl böyle bir şey düşünürsün?
Benim en sevdiğim renk kırmızı fakat bizim sınıfın en çalışkan öğrencisi
olan Melisa ise beyaz rengi seviyor, ben acıyı çok severim kardeşim acıdan
nefret eder, et yemeyen arkadaşlarım bile var. Bunların alışılmış birer
aktivasyon misillemesi olduğunu düşünüyorum. Patenti alınmış kanıtlarım yok
maalesef ki ama sizleri tatmin edecek cümleler kurabilirim. Benim kafamda
çürütmeye çalıştığım yüzlerce tez var ve çürütemediklerim den çok etkilenir,
hakkında bir şeyler karalarım. Bunlardan biriside İnsanların aynı senin gibi olmasıdır.
Herkes aynıdır. Aynı duygular, aynı
düşünceler, aynı damak tadı kısaca fiziksel olmayan ruhun karakterleri bunlar.
Örneğin yeni doğan bir çocuk kız veya erkek fark etmez zevkleri, duyguları,
kendi tercihleri olmadan dünyaya gelirler. Kız çocuğa kırmızı veya pembe patik
örülür, erkek çocuğa mavi. Böylelikle ilk olarak mavinin, erkek kırmızının, kız
rengi olduğu aşılanır. Biraz büyürler erkek çocuğa küfür öğretilir. Çocuk düşüp
ağlarsa, sen erkek adamsın erkek adam ağlar mı? Diyerek aslında onun
bilinçaltını tekmelerler. Birde en önemlisi ‘’oğlum amcana pipini göster bakim
hah aferin birde küfür et aslanım benim be kimin oğlu?’’denir. Bu çocuk burada
demek ki erkek olmak kız olmaktan daha üstün bir şey diyerek kızı erkek den ayıran
babanın, amcanın, dayının aslan çocuğu olur. Kız çocuğa dışarı çıkmanın kötü
olduğunu aşılarlar biraz büyüyünce. Ona tatlım, balım, prensesim diye seslenir
anne babası. Düşse abartılı bir şekilde ilgi gösterilir bundan dolayı da kız
çocuğu ilgi bekler. Bizleri ilk farklılaştıran aile için olağan durumlardır.
Ergenlik zamanlarında yavaştan tam anlamıyla tabiri caizse gözle görülür
karakterimiz oturur. Bunu bizler değil bulunduğumuz ortamlar belirler. Misal
benim kardeşimle aramda üç yaş var ve oturduğumuz semtte birçok kişi ikimizi de
tanır. Biz o kadar farklıyız ki konuşmamız dahi farklı, mesleğimiz, giyim
tarzımız, gelecek planlarımız… Kardeş
olduğumuzu duyanlar hayret ediyor nasıl ya? Ne laka diyor. Çünkü hiç beraber
sokak da oynamadık, bana hiçbir zaman kendi hayatı hakkında fikrimi sormadı.
Biz ilk aşamayı beraber öğrendik ebeveyn eğitimini beraber aldık ama ebeveynler
karakter eğitiminde çok az bir etkiye sahiptirler. O karakterini ve
düşüncelerini o farklı bir yerde farklı bir şekilde edindi ben farklı şekilde
edindim. Doğudan büyüyüp yetişen bir insan kalabalık aileyi farklı kültürü,
aşiret mantığını kavramak zorunda bırakılmıştır. İzmirli bir yetişkinle aynı
yemeği yememiştir çünkü.
Aynı
cinsiyette olan ikiz kardeşleri düşünelim şimdi. Aynı şeyleri düşünenlerden
başlayalım mesela, ya da birinin başına kötü bir şey geldiğinde diğerinin de
bunu hissetmesinden ne biliyim aynı kıyafeti giymelerinden de olabilir… Ta ki
evlenene kadar birlikte nefes aldılar, oyun oynadılar, tartışmalar da aynı
konuyu savundular, aynı ortamdaydılar. Tabi evlenene kadar sürüyor buda
ikizlerden biri Karadenizli bir kızla evleniyor ya da Diyarbakırlı’ ve istese
de istemese de bu arkadaş diğer arkadaşla farklılaşıyor. Huy, karakter, zevk,
sonradan edinilir. Buna içimize çektiğimiz havanın bile etkisi vardır. Tıpkı
sağ üst köşede ki ADANA yazısı gibi…
Hepimiz
aynıyız değişkenlik gösteren ilkelerde insanlarla aynı mesafeye sahipler. Bunca
seneni yok etmek istesen de bu imkansızdır kardeşim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder